Değişim Değişimi Talep Edene Bağlıdır

27/11/2009 ·


                Bir şeyin, bir kişinin ya da bir durumun değişmesini istiyorsan önce kendin adım atmalısın. Unutma ki sen değişmedikçe değişmesini istediğin şey asla değişmeyecektir.

                Ülkemizde pek çok kişi pek çok konuyu eleştiriyor ve değişimini talep ediyor, bazı yanlışları tespit ediyor, bunu yaparken ne acıdır ki, dillendirdiği yanlışı kendisinin düzeltebileceği aklından bile geçmiyor… Öyle ki yeni mezun olmuş bir mühendis, kendi arkadaşları ile konuşurken bu ülkenin teknoloji üretemeyeceğinden, bu ülkedeki mühendislerin iş yapmadığından bahsediyor, tüm bu bahsettiklerinin muhatabının kendisi olduğunun ne yazık ki farkında değil... Aslında tüm problem yanlış yaklaşımdan kaynaklanıyor. Hani “bardağın dolu olan kısmını değil boş olan kısmını görmek” diye bir deyim vardır. Eleştirenler, sorun odaklı yaklaşımda sadece; “bu bardağın bu kısmı neden boş?”, “bardağın boş kısmını böyle bırakanlara yazıklar olsun” gibi cümleler kuruyorlar. Çözüm odaklı yaklaşım ise bardağın boş olan kısmının doldurulması gerektiğini hissederek, dolması için elinden geleni yapmak olarak ifade edilebilir.

                Kendimizin içinde bulunduğu istenmeyen durumları değiştirmeye çalışmak, bunu başkalarının değil kendi sorumluluğumuz olarak görmek elbette güzel ancak bizi hiç ilgilendirmeyen durumlarda da “niye böyle?”, “nasıl değiştirebiliriz?” sorularını sormalıyız. Bugün bizi hiç ilgilendirmeyen bir konuda verdiğimiz çözüm mücadelesi, insanlığın yaşanabilir dünya için attığı en önemli adımlardan biri olacaktır. Her ne kadar menfaatsiz olması gerekiyorsa da, menfaatsiz yapamayanlar için anlatalım: Şu an da sizi hiç ilgilendirmeyen bir konuda kafa yormanız hem sizi ileride o sorun hakkında tecrübeli yapacaktır, hem de bitmeyecek dostluklara adım atacaksınızdır.

                Aslında tüm bu değişim konusu “kendine dönmek”, “kendi özeleştirini yapmak” kavramlarına dayanıyor. Her sorunda kendimize dönmek hem karşınızdakilerin de kendisine dönmesini sağlayacak hem de karşı tarafa suçlama getirmediğinizden gerginlik olmayacaktır, bunun sonucu olarak ta birlik ve saygı ortamı daha rahat sağlanacaktır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Karınca ve Ağustos Böceği Sene 2009

4/7/2009 ·

 

2000’lere kadar eğlence tutkunu olan Ağustos Böceğinin karınca karşısındaki ezik hikayesini dinledik. 2000’lerden sonra ise bu hikaye biraz değişti.

 

Karınca ve Ağustos Böceği komşuydular. Karınca yaz kış demeden çalışır, sürekli erzak biriktirir, kolonisini daha da güçlendirmek ve çocuklarını beslemek için elinden geleni yapardı. Ağustos böceği ise her yaz bolluk ve bereketin keyfini çıkarır, karınca komşularının telkinlerini dinlemez, kış gelip aç kalınca ise karnını doyurmak için yemek dilenirdi.

 

Yine o yazların birinde yavru karınca, kankası yavru ağustos böceğinin çağırmasıyla, şeytana uyup, sırtında taşıdığı çekirdeği bırakır ve ağustos böceğinin evine gider. Ağustos böceğinin evinde muazzam bir eğlence daha tertip edilmiştir.

 

Karıncaya çalışmanın her aşaması felsefesi ve teknikleri öğretilmesine karşın, eğlencenin e’sinden anlamaz, daha önce görmemiştir. O gün inanılmaz mutlu bir şekilde evine döner, artık hayata daha mutlu bakmaya başlamıştır ve her gün zamanının belli kısmını ağustos böcekleriyle eğlenerek geçirir. Artık karıncalar arasındaki en başarılı ve en çalışkan karınca olmuştur. Ve kendi kendine karınca camiasını ve kendini sorgulamaya başlar…

 

Bu başarının farkına varan karınca ihtiyar heyeti, bizim karıncayı çağırır ve neler olduğunu anlamak ister. Ve bizim yavru karınca başlar anlatmaya…

 

“Valla der, biz ne kadar iyi çalışmayı biliyorsak, ağustos böcekleri de o kadar iyi eğlenmeyi biliyorlar, kışın inanılmaz sıkıntılar çekseler de yazın yaşadıkları onlara kışın çektikleri acıları unutturuyor. Biz çalışmaktan hem kendimizden hem kolonimizden soğuyoruz, kimse birbirinin yüzüne bakmıyor, çalışma verimimiz düşüyor, ama çalışma ve eğlenceyi birleştirirsek, aslanın koltuğuna biz otururuz, ormanda şehirlerde kral oluruz.”

 

İhtiyar heyeti bu konuyu tartışır, yeniliklere açık liderler sayesinde ağustos böceğiyle toplantı yapmaya karar verirler… Toplantıya gidince içeri bir girerler, eğlence var! Hemen havaya girerler tabii, dans, müzik, sohbet Allaaaaaaaaaah olmaz öyle şey!!!

 

Derler ki Ağustos böceğine; ya arkadaş biz bunca sene sendeki cevheri görememişiz, sen hemen bize nasıl eğlenilir öğretmen lazım!

 

“Tamam anlaşalım” der, ağustos böceği, (kendisi amerika’da işletme mastırı yapmıştır)

 

“Biz size eğlenerek çalışmayı öğretiriz, siz de bize kış için topladığınız yiyeceklerden bize yetecek kadar olanını verirsiniz olur biter, unutmayın eğlenmek sanattır!” der.

 

Anlaşırlar, ağustos böcekleri asla karıncalara nasıl eğleneceklerini öğretmezler, sadece bunların eğlencelerini organize ederler, karıncalar her kış erzaklarının belli bir kısmını ağustos böceklerine verirler.

 

Ağustos böcekleri artık kışın dilenmek zorunda kalmamış, ayrıca karıncalara eğlenme yeri de yaptırmışlar, yaz kış eğlenmişlerdir. Kışın yaptıkları dilencilik sona ermiştir.

Karıncalar hem çalışıp hem eğlenerek verimlerini arttırmışlar, daha önce 3 ayda topladıkları erzağı 1 ayda toplar olmuşlardır. Artık hayat daha bir yaşanır hale gelmiş, mutluluk, eğlence ve çalışma konuları rayına oturtulmuş, yaşam standartları gelişmiştir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mühendisler için… Mühendis Olmak? Gücünüzün Farkında mısın

12/4/2009 ·

Mühendis; hendeseden türemiş olduğunu bildiğimiz, “sorun çözen” anlamına gelen hayatta sıfatımız olacak kelime...

 

Her şeyi bir kenara bırakalım şimdi...

 

Gelin bir kendinizi düşünün, bir şekilde, yani sevseniz de sevmeseniz de, mutlu olsanız da olmasanız da, mühendis adayısınız. Yani sorunları çözmek için aday gösterilmiş kişisiniz.

 

Peki, ne tür büyük bir misyonun parçası olduğunuzun farkında mısınız?

Sahip olduğunuz gücün, tek başına neleri değiştirebileceğinizin farkında mısınız?

Bu gücün siyasetle alakası yok, nasıl ve ne şekilde inandığınızın manası yok!

Siz bir insansınız ve insanlığın sorunlarını çözmek üzere hazırlanıyorsunuz.

Derslerinizin iyi ya da kötü olmasının önemi yok... Sonuçta en büyük keşifleri yapanlar arasında okuldan atılmışlarda vardı, okul birincisi olanlar da… Önemli olan düşünce gücü!

 

Seçilmiş biri olarak şimdiden kendinizi sorun çözmek zorunda hissediyor musunuz?

İlle de elektriği ya da suyun kaldırma kuvvetini bulmamıza gerek yok, en küçük bir sorunu çözmekle işe başlayabiliriz. Örnek: Tuvalet kapağını bulmak bile bir çözümdür!!! Sonuçta bu da koku ve görüntü sorununu çözer.

 

Mesela mühendis olmayan biri sokakta, evde, denizde ya da havada bir şeyden rahatsız olduğunda keşke böyle olsaydı der, belki de bu daha önce düşünülmemiş bir şeydir belki de bir buluştur. Düşündüğü şeyin gerçekleştiğini gördüğünde aslında onu daha önceden keşfettiğinin farkında bile olmayabilir.

 

Ancak mühendis bu basit düşünceleri anlamlı kılan kişi olacaktır. O yüzden mühendis iseniz buna izin veremezsiniz! Artık "adamlar yapmış kardeşim" demekten bıkmadınız mı?

 

Onun şöyle laboratuarı bunun böyle imkânı var demeyi bırakın! Tek imkân aklınız,

sorunsa dünyada bir yerlerde, sadece onu bulmamızı ve çözmemizi bekliyor.

 

Tek yapmamız gereken düşünmek, hayata mühendis gözüyle bakmak, hiç kimseden bir şeyler yapmasını beklemeyin, bu ülkeyi siyasetçiler kurtaramaz! İktidar partilerine kızmayın, tek sorumlu sizsiniz, siz üretmediğiniz, siz yönetime aday olmadığınız için şuanda belki de kötü birileri bizleri yönetiyor.

 

Şuandan itibaren bir şeyler üretmek dünyada ki sorunları çözmek için bir şeyler yapmazsanız, kendinizi üzgün ve geçirdiğiniz saniyeler için pişman hissetmelisiniz.

 

Önce ülkemizin sonra insanlığın bize ihtiyacı var!

 

Unutmayın! Çözmediğiniz sorunlar çocuk ve torunlarınıza miras kalacaktır!!!

 

“Akıllı insanlar kendi fikirlerini, normaller sorunları, küçük insanlar ise başkalarını ve onların yaptıklarını tartışır ve konuşurlar.”

 

Hemen şu soruyu sorun: BEN NE YAPIYORUM ve NE YAPACAĞIM?

 

Mühendisler yönetim kademesinde de görev aldılar ve alıyorlar… Yani bir ülkenin en temel kademelerinde de mühendisler bulunuyor.

 

Daha önce bir Makine Müh(Erbakan), bir İnşaat Müh(Demirel), bir Elektrik Müh.(Özal) Başbakanlık yapmıştır. Peki, neden tekrar bir mühendis bu ülkeyi yönetmesin ve neden bu kişi siz olmayasınız?

 

Bir mühendis yönetemese bile yeniyi üretmeli, etrafındaki problemlere çözüm bulmalıdır. Refah, mutluluk ekonomiye, ekonomi ihracata, ihracatta ülkede üretilen katma değere bağlıdır. Katma değeri üretecek tek meslek sahipleri MÜHENDİSLERDİR. Bir ülkedeki istihdam o ülkenin mühendislerinin ürettikleri yeni iş alanları ile artacaktır.

 

Unutmayalım ki şimdinin gelişmiş ülkeleri bir zamanlar barbar kavimlerdi… Bilim adamları ve mühendisleri fedakârlık yaparak çok çalıştılar ve çok düşündüler… Bütün engellere rağmen ülkelerine iyiyi ve güzeli getirmeyi başarabildiler. Ancak bu barbarlar geliştirdikleri ülkelerini oluşturdukları sömürgelerle besliyorlar, sürekli lider kalmak için diğerlerinin gelişimine izin vermiyorlar. Bizim ne atalarımız sömürgeci olmuştur ne biz sömürgeci olacağız…

 

Dünya ve ülkemiz sürekli arayış içerisinde ve bekledikleri aslında yüksek ideallere sahip, insanlığın refahını isteyen mühendisler, işadamları, bilim adamları, vs. O yüzden lütfen dünya ve insanlık için ülkemiz için bilimin ışığı altında yürümemiz için üretelim ve yönetelim

 

Saygılar

Yorum (yok) Yorum yaz!

Dünyanın uzaylılara ihtiyacı var

30/11/2008 ·



           
Asırlardır insanlık tarihi; savaşlara, yarışlara, sömürülere, katliamlara, doğal afetlere ve daha pek çok olaya tanıklık etmiştir. Kimi zaman toprak, kimi zaman hırs, kimi zaman para, kimi zamanda din için insanlar birbirlerini öldürdüler.

Dünya hızla dönmeye devam ederken artık insanlar sadece para için savaşır, etraflarına zarar verir oldular. Para hükümdarlığını ilan etti ve artık kardeşler miras kavgasına, aynı ülkenin insanları kendi içinde maaş kavgasına, ülkeler maddi güç kavgasına yenik düştüler. Büyük maddi sıkıntılardan silah satarak kurtuldular ve sattıkları silahlarla insanların ölmesine göz yumdular.

İnsanın doğası gereği; büyük bir güce karşı birleşme söz konusudur. Sürekli kendi içinde çatışan bir ülke diğer bir ülke saldırısında tek yürek olabilmektedir. Aynı şekilde hep filmlerde gördüğümüz ve hep umut ettiğimiz bir sahne vardır. Uzaylılar dünyayı istila eder ve ülke ayrımı yapmadan insanları yok etmeye başlar, sonucunda dünya liderleri toplanırlar ve her zaman birbirlerini yok etmek için tasarladıkları silahları uzaylılara karşı kullanarak tek yürek uzaylıları yenerler. Sonuç olarak aslında hepimizin insan olduğunu anlarız ve sorun yaşadığımızda birbirimize ihtiyacımız olduğunu kavrarız.
            

Aynı durum küresel ısınma ile ilgili, dünya artık yaşanmayacak yer oluncaya kadar durmadan deodorant üretilmeye ve insanlar deodorant satın almaya devam edecekler. Sözde insanların yaşam standartlarını yükseltmek üzere gelişen teknoloji sonumuz olmaya doğru bizleri götürüyor. Afrikada insanların yaşadığı sıkıntıları gün gelecek bütün dünya yaşayacak, kuraklık ve açlık konusunda tecrübeli Afrikalılar tüm dünyayı yönetmeye başlayacak, ne kadar trajikomik değil mi?

Sanırım farklı ülkelerden de olsak aslında insan olduğumuzu ve bir olduğumuzu uzaylıların istilasıyla, Afrika’da yaşayan insanların da kıymetini tüm insanlığı yönetmeye başladıklarında anlayacağız.  
 


Halil Kürşat Eröz

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ders kapsamlı veri tabanı oluşturma projesi

7/11/2008 ·


Ders kapsamlı veri tabanı oluşturma projesi

 

Her ders için hoca kontrollü bir web tabanı oluşturulabilir. Her öğrencinin araştırıp elde ettiği bilgiler bu veri tabanında toplanır ve o dersi alan herkesin görebileceği şekilde arşivlenir. Her öğrenciye araştırma ödevleri verilerek bu veri tabanına konulması sağlanır. Ayrıca her konulan belge isim isim kodlanır ki kopya ödevler engellenebilsin.

Öğretim üyesi de araştırılacak konularda kaynakları bu veri tabanına aktarır. Araştırılan konu hakkında yol gösterir, araştırma yöntemini belirler, teşvik eder.

Her sene gelen öğrenciler yeni teknolojiyi takip edecek şekilde araştırmalarını sunarlar. Ayrıca bu uygulama makine tasarımı projeleri için de esin kaynağı oluşturacaktır.

Her araştırmanın kaynağı açıkça belirtilmelidir ve aynı bir tez ismi gibi açıkça ismi belirlenmelidir.

Sonuç olarak YTÜ, bu uygulama ile yapılan ders için çok büyük bir veritabanına ulaşacaktır. Ar-Ge çalışmaları belki de hızlanacaktır. Özgün bir proje olarak Türkiye’ye sunulacaktır. En önemlisi öğrenciler araştırma yapacak ancak yetişemediği pek çok konuyu bu veritabanlarından TÜRKÇE olarak öğrenebileceklerdir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::